ZEUS MAĞARASI

Kuşadası için “Saklı Cennet” tanımının geçerli olduğu Zeus Mağarası, mitolojik öykülere de ev sahipliği yapar. Ege Turizmi dendiğinde akla ilk gelen yerlerden birisi olan Kuşadası’nın Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkının girişinde yer alan mağara, yerli ve yabancı turistler tarafından keşfedilmeye devam ediyor. Mağara girişinin ve çevresinin saklı olması Mitolojik öyküsüyle üst üste oturuyor. Milli Parkı ziyaret edenlerin neredeyse tamamına yakının mağarayı görmeden bölgeden ayrılması büyük bir kayıp olarak düşünülebilir. Ana caddeye sadece 8 dakikalık yürüme mesafesinde bulunan mağaranın pek çok farklı hikayesi bulunuyor.

Bunlardan ilki; gök tanrısı olarak bilinen Zeus ve denizler tanrısı olan kardeşi Poseidon arasında geçiyor. Zeus kardeşini her kızdırdığında denizler altüst olurken bu mağaraya gelerek dinlenirmiş. Güzelçamlı halkı da havanın kapalı ve denizin dalgalı olduğu günlerde burada yüzerek Zeus’un anısını yad ederler. Diğer bir öykü de; Antik Panionion Birliği toplantıları yapılırken kralların eşleri kraliçeler bu mağarada yüzerek zaman geçirdikleri yönünde. Mağaraya girenlerin dikkatlice bakmaları halinde suda Zeus’un yüzünün net bir yansımasını gördüklerini söylüyorlar. Mağaradaki mitolojik hava ve derin etki ziyaretçileri girer girmez içine almayı başarır.

Yaklaşık olarak 10-15 metre derinliğe sahip olan mağaranın dört mevsim su sıcaklığı 5 derece seviyesindedir. Yazın serin olan mağara içi kış mevsimindeyse ılıktır. Mağarada bulunan suyun özellikle bayanların cildi üzerinde güzelleştirici etki gösterdiği söylenir. En az 4 metre derinlikte suya dalarak çıkarılabilen çamur cilde sürüldükten sonra tam olarak kurmasını beklenir ve daha sonra yine mağaradaki suyla temizleme aşaması gerçekleşmektedir. Bu görüşe göre mitolojik hikayeler arasında yer alan kraliçelerin bu bölgeye gelerek yüzmelerinin sebebi de açıklanabilir.