Sulukule Kapısı Topkapı ile Edirnekapısı arasındadır. Hem genel hem de askeri bir kapıdır. Bu kapıya Pempton denilmesinin sebebi Milion’dan (Sultanahmet) 5 mil mesafede bulunmasıdır. Her kalenin su kulesi vardır. Dışardan şehre gelen su yolunun yani akarsuyun surlardan geçişini sağlar. Suyun girdiği yerden insan da geçebileceğinden bunun emniyetli olmasına dikkat edilirdi. İstanbul'un su kulesi burada olduğu gibi «Sulukule Kapısı» adını almıştır. Kapı ve kuleler Fetih'den önce tamirat geçirmiştir. Kuleler çok haraptır. II. Thedosios devri özelliği sadece kuzey kulesinin batı duvarının aşağı tarafında görülür. Büyük taşlı bir kaideden sonra bir tuğla şerit ve onun üstünde 2-3 sıra kalker taşından meydana gelmiş bir dizi vardır. Kapı son Bizans ve Türk devrinde tamir edilmişse de ateş mazgalları tekrar açılmamıştır. Güney kulesinden sadece ilk Bizans devrinde yapılmış kuzey cephesi ve iki yarım kemerin izleri kalmıştır. Şehir tarafında ve kapının iki yanında birbirine simetrik olduğu söylenen merdivenlerden bugün hiçbir iz kalmamıştır. Son Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu devirlerinde kapı birçok defalar yenilenmesine rağmen küçük taşlı ve tuğla şeritli ilk yapı devrinin duvarları birkaç yerde görülebilmektedir. Girişin tuğla kemeri Paleologoslar devrinde yeniden yapılmıştır. Bu kemerin altında şehir ve araziye bakan her iki yüzde de tuğladan yapılmış birer haç ve üzerlerindeki kemerler görülür. Buna göre kapı Orta Bizans devrinde küçültülmüş olmalıdır. Güney kulesinin üst katına giriş kapısı Türk devrinde yenilenmiştir. Kuzey kulesinin güney-doğu köşesi önündeki bazı izlerden ön duvarın batıya doğru bir çıkıntı yaptığı anlaşılmaktadır. ön kapıdan hiçbir iz kalmamıştır. Kapının araziye bakan tarafının lentosu üzerinde lâtince bir kitabe vardır.